12 Aralık 2018, Çarşamba

Son dakika haberleri Türkiye'nin haber sitesinde

Kur'an Ve Sünnet, Ruh Ve Beden Gibidir

Kur'an Ve Sünnet, Ruh Ve Beden Gibidir

Esenler Belediyesi, İstanbul Müftülüğü ile birlikte "Din ve Hayat Dergisi"nin Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle kapak konusu olarak belirlediği "Sünnet" konulu bir panel düzenledi. Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi'nde düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası'nda "Sünnet" paneli, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

TOPLUMU KENDİ DEĞERLERİMİZLE BULUŞTURUYORUZ

Programın açılış konuşmasını yapan Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, hayata geçirdikleri kültürel projelerle toplumun değerlerini öncelediklerini belirterek, "Zaman zaman sünnet konusunda tartışmaları gördüğümüzde, yüreğimizde burukluklar olduğunu hissediyoruz. Bu tartışma niçin ve bu tartışmanın kime faydası var? Biz belediyeler ya şehri imar ederiz ya da ifsâd ederiz. Bir taraftan şehirlerimizi mekânsal olarak imar ederken öteki taraftan şehri ihyâ etmeliyiz. Bizde şehrin insani ve mekân boyutu vardır. Önemli olan şehrin insani boyutuna el atarak, şehirde yaşayan insanların düşünce dünyasında zihnindeki sorulara cevap verebilmek, ahalinin zihinsel abadına katkı sunmak bizim en asli görevimizdir. Kültürel etkinliklerimizde de bu toplumun kendi değerleriyle buluşmasında rehberlik yapmayı en önemli görev olarak görüyoruz" diye konuştu.

SÜNNETSİZ KUR'AN VE DİN DÜŞÜNÜLEMEZ

Panel öncesi konuşan oturum başkanı İstanbul Müftüsü Prof. Dr. H. Kamil Yılmaz, Kur'an ve sünnet birbirini tamamladığını söyleyerek, "İnsanımızın Peygamber Efendimiz'in sünnetine olan bağlılığını ve bu yoldaki yürüyüşünü bildiğimiz için sünnet konusu doğru yönleriyle ortaya çıksın, toplumda yanlış algılar varsa düzeltilsin istedik. Sünnetsiz ve Peygambersiz bir din olamayacağını topluma duyuralım ve insanlarımız Hz. Peygamber ile birlikte İslâm'ı anlamanın ne demek olduğunu yaşamış ve hissetmiş olsunlar dedik. Kur'an ve sünnet aslında beden ve ruh gibidir. İslâm'ın ruhi, ilahi tarafı Kur'an'la, görünen yüzü de sünnet ile zahir olmaktadır. Kur'an ve sünnet birbirini bütünleyen bir değerdir. Bu nedenle sünnetsiz bir Kur'an ve din düşünülemez" şeklinde konuştu.

MEAL ASLA KUR’AN’IN YERİNİ TUTMAZ

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Köktaş, mealin Kur'an'ın yerini tutmadığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

"Sünnet etrafındaki tartışmalar özellikle 'mealci' dediğimiz birtakım kesimler tarafından gündeme getiriliyor. Onlar da, biz onlara 'Kur’ancı' ya da 'mealci' dediğimiz zaman neden 'ci' ekiyle bizi ayrıştırıyorsunuz diyorlar, hiç demesinler. Ayrıştırmayı biz değil, görüşleriyle kendileri yapıyorlar. Bu görüşte olan insanlar, sadece Kur’an bize yeter, hatta Kur’an’ı da sadece meallerden anlarız, Kur’an apaçıktır neden anlayamayalım, Kur’an’ın dışında bizim hiçbir şeye ihtiyacımız yok, sünnete, hadise ihtiyacımız yok, sahabeye ihtiyacımız yok, mezheplere ve geleneğe ihtiyacımız yok diyorlarsa onlar o 'cı' ekini hak ediyorlar. Mealci dediğimiz bu kesim, sadece meallerden yola çıkarak İslâm inşa etmeye çalışıyorlar. Meal asla Kur’an’ın yerini tutmaz ama bu insanlar meallerden din inşa edilebileceğini savunuyor."

SÜNNET, KUR'AN'IN HAYATA AKSEDİŞİDİR

Sünnetin en önemli kaynağının Kur'an-ı Kerim olduğunu ifade eden İslâm Araştırmaları Merkezi (İSAM) Başkanı Prof. Dr. Raşit Küçük, "Peygamber Efendimiz, Kur'an'ın ifadesi ile 'dosdoğru yol' üzerindedir. Hidayet rehberidir, en üstün ahlâk üzeredir, âlemlere rahmettir. Allah'ın sevgilisidir, örnek alınacak yegâne kişidir. Ümmetine şahittir, ümmeti de kıyamet gününde bütün peygamberlere şahitlik edecek ümmettir. Peygamber müjdecidir, uyarıcıdır, Allah'a davetçidir, aydınlatıcı bir kandildir. Bunlar Kur'an'ın Hazreti Resûl-i Ekrem hakkında bize tanıttığı tabirlerden bir kısmıdır. Resûl-i  Ekrem'in her türlü sözü, işi, takriri, tavrı sünnet anlayışı içerisindedir ve hadis ulemasının sünnet anlayışı budur. Sünnet, Kur'an'ın hayata aksedişi demektir. Sünnetin en önemli ve temel kaynağı Kur'an'dır" şeklinde konuştu.

Sünnet ifadesinin birkaç farklı anlamda kullanıldığını belirten İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murteza Bedir,"İlk ve asıl mânâsı, Hazreti Peygamber'in uygulamaları anlamına geliyor. Sünnet-i Nebî ya da sünnet-hulefa-i raşidîn dediğimizde, hazreti peygamber veya hulefa-i raşidîn tarafından başlatılmış uygulamaları kastediyoruz. Sünnet kelimesinin bir anlamı da, icmâ ve kıyas şeklindeki kullanımda geçen sünnet var. Buradaki sünnet, delil anlamındadır. İslâm’ın kaynağı, temel başvuru kaynağı olan sünnet anlamındadır. Kimi kesimlerce tartışmaya açılmaya çalışılan anlamı bu anlamıdır. Delil anlamındaki sünnetin değerini, konumunu tartışmaya açmaya çalışmak çok yanlış bir şey" dedi.

Editör: SERKAN ŞİMŞEK

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

Haber Yorumları

Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yükleniyor
yukarı çık